05. Türk Hukukunda Ve Avrupa Birliği Mevzuatında Dijital Erişilebilirlik Av. Çağrı YILDIRIM

Çar, 07/15/2026 - 21:59 tarihinde GörevHukukYönetici tarafından gönderildi

TÜRK HUKUKUNDA VE AVRUPA BİRLİĞİ MEVZUATINDA DİJİTAL ERİŞİLEBİLİRLİK: 2025/10 SAYILI GENELGE İLE 2016/2102 VE 2019/882 DİREKTİFLERİNİN YAPISAL, İÇERİKSEL VE HUKUKİ KARŞILAŞTIRMASI

 

Av. Çağrı YILDIRIM

 

I. Giriş ve Kavramsal Çerçeve

Tarihsel süreç içerisinde erişilebilirlik kavramı, uzun yıllar boyunca fiziksel çevrenin ve mimari yapıların engelli bireylerin kullanımına uygun hale getirilmesi ekseninde ele alınmış ve hukuki metinlerde bu yönüyle düzenlenmiştir. Ancak yirmi birinci yüzyılın teknolojik gelişmeleriyle birlikte kamu hizmetlerinin, ticari faaliyetlerin, eğitim ve finansal süreçlerin bütünüyle dijital platformlara taşınması, erişilebilirlik ihtiyacının niteliğini köklü bir biçimde değiştirmiştir. Günümüzde bir bireyin toplumsal hayata tam, eşit ve bağımsız katılımı; geleneksel mimari engellerin aşılmasının yanında, dijital arayüzlerin, web sitelerinin ve mobil uygulamaların herkes tarafından kullanılabilir nitelikte tasarlanmasına bağlıdır.

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki bu dönüşüm, dijital alanda kapsayıcılığı bir kurumsal sosyal sorumluluk faaliyeti olmaktan çıkararak, hukuken korunan ve ihlali halinde yaptırıma bağlanan temel bir insan hakkı statüsüne ulaştırmıştır. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi (CRPD), dijital teknolojilere erişimi taraf devletler için uluslararası bağlayıcılığı olan bir yükümlülük olarak düzenlemiştir. Bu evrensel insan hakları vizyonunun somut ve kapsamlı hukuki yansımaları, Avrupa Birliği (AB) müktesebatında ve son dönemde Türk hukukunda da kendini göstermektedir.

Bu çalışmada, Avrupa Birliği’nin 2016 yılında kabul ettiği Web Erişilebilirlik Direktifi (WAD) ve 2019 yılında onayladığı Avrupa Erişilebilirlik Yasası (EAA) ile Türk hukukunda 21 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 2025/10 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi; normlar hiyerarşisi, kapsam, teknik standartlar ve yaptırım rejimleri bakımından karşılaştırmalı olarak incelenecektir.

II. Avrupa Birliği’nin Dijital Erişilebilirlik Müktesebatı

Avrupa Birliği’nin dijital erişilebilirlik konusundaki hukuki çerçevesi, üye devletlerin birbirinden farklı ulusal mevzuatlarını uyumlaştırmak ve Avrupa ortak pazarında evrensel bir dijital tasarım standardı oluşturmak amacıyla kademeli şekilde inşa edilmiştir. Bu hukuki yapı, temel olarak kamu ve özel sektörü ayrı ayrı düzenleyen iki ana direktiften oluşmaktadır.

2016/2102 Sayılı Web Erişilebilirlik Direktifi (WAD)

26 Ekim 2016 tarihinde yürürlüğe giren Web Erişilebilirlik Direktifi (WAD), Birlik sınırları içerisinde dijital kapsayıcılığı bağlayıcı bir hukuki zemine oturtan ilk kapsamlı normatif metindir. Bu direktifin uygulama alanı münhasıran kamu sektörü ile sınırlandırılmıştır; devlet daireleri, bakanlıklar, mahalli idareler, kamu hastaneleri ve devlet üniversiteleri doğrudan bu direktifin etki alanındadır. Düzenlemenin temel amacı, kamu hizmetlerinin dijital ortamda her vatandaş tarafından algılanabilir, çalıştırılabilir, anlaşılabilir ve teknik açıdan sağlam (robust) bir yapıda sunulmasını yasal güvence altına almaktır.

Direktif, kamu idarelerine yalnızca kodlama ve tasarım kriterlerine uyma yükümlülüğü getirmekle kalmamış, aynı zamanda idare ile vatandaş arasında şeffaf bir hukuki süreç öngörmüştür. Kamu kurumları, dijital platformlarının erişilebilirlik mevzuatına uyum düzeyini gösteren bir “Erişilebilirlik Beyanı” yayımlamakla yükümlü kılınmıştır. Ayrıca, erişilebilir olmayan içeriklere yönelik kullanıcı şikayetlerinin iletilebileceği bir geri bildirim mekanizmasının ve idari yollardan sonuç alınamaması halinde başvurulacak bir ombudsman veya yasal itiraz yolunun kurulması emredilmiştir. Üye devletlerin iç hukuklarına aktardıkları bu direktif, 2021 yılı itibarıyla tüm kamu web siteleri ve mobil uygulamaları için kesin ve bağlayıcı hale gelmiştir.

2019/882 Sayılı Avrupa Erişilebilirlik Yasası (EAA)

WAD’ın yalnızca kamu sektörünü içermesinin dijital pazarın gerçekleri karşısında yetersiz kalması üzerine Avrupa Birliği, 2019 yılında Avrupa Erişilebilirlik Yasası’nı (EAA) kabul etmiştir. EAA’nın temel niteliği, sadece web siteleri ve mobil arayüzlerle sınırlı kalmayıp; donanım ve yazılımı bir bütün halinde ele alarak e-ticaret hizmetleri, bankacılık, ulaşım, elektronik kitaplar, işletim sistemleri, akıllı cihazlar ve ATM’ler gibi geniş bir yelpazedeki ürün ve hizmetleri erişilebilirlik standartlarına tabi tutmasıdır.

Haziran 2025 itibarıyla uygulama ve yaptırım evresi tüm üye devletlerde başlayan EAA, Birlik içinde yerleşik olmayan ancak Avrupa pazarına ürün veya hizmet sunan tüm uluslararası şirketleri de bağlamaktadır. Bu sınır ötesi etki (extraterritoriality), yasanın pazar gücünü belirgin bir şekilde artırmaktadır. Yükümlülüklere aykırılık halinde üye devletlerin ulusal hukuklarına bıraktığı geniş takdir yetkisi doğrultusunda oldukça ağır idari para cezaları ve pazar kısıtlamaları öngörülmektedir.

III. Türk Hukukunda 2025/10 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin Yeri ve Niteliği

Türkiye, Avrupa Birliği’nin direktifler yoluyla zamana yayarak inşa ettiği dijital erişilebilirlik yükümlülüklerini, 21 Haziran 2025 tarihli ve 32933 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği ile İlgili 2025/10 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi” ile tek bir hukuki metinde konsolide etmiştir.

Normlar Hiyerarşisi Bağlamında Hukuki Analiz

Anayasa hukuku doktrini uyarınca genelgeler, kural olarak idarenin iç işleyişini düzenleyen, üst normlara aykırı olamayacak tali nitelikte idari işlemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 13. maddesi gereği temel hak ve hürriyetler, teşebbüs özgürlüğü ve mülkiyet hakkı ancak yasama organı tarafından çıkarılacak bir “kanunla” sınırlandırılabilir. 2025/10 Sayılı Genelge’nin, idare teşkilatının dışına çıkarak bankalar, havayolu şirketleri, telekomünikasyon operatörleri ve e-ticaret platformları gibi çok geniş yelpazedeki özel hukuk tüzel kişilerine ağır teknik yatırımlar ve kodlama zorunlulukları getirmesi, şekli anlamda idare hukuku prensipleriyle ilk bakışta çelişir gibi görünebilir.

Ancak düzenlemenin yasal dayanağı incelendiğinde, gücünü doğrudan 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’dan aldığı anlaşılmaktadır. İlgili kanun, bilgi ve iletişim teknolojilerinin erişilebilirliğini, ayrımcılık yasağı şemsiyesi altında emredici bir yasal zorunluluk olarak belirlemiştir. Benzer şekilde bankacılık sektörü için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2016 yılında yayımladığı yönetmelikler de bu zorunluluğu desteklemektedir. Dolayısıyla, 2025/10 Sayılı Genelge yeni bir yükümlülük ihdas eden değil; Anayasa’ya uygun olarak çıkarılmış mevcut kanuni emirlerin dijital alandaki uluslararası teknik parametrelerini (WCAG 2.2) netleştiren, kurumları yönlendiren ve uygulama takvimini belirleyen bir işlev görmektedir. Bu bağlamda metin, isim olarak “Genelge” olsa da, etki alanı ve dayandığı yasal zemin itibarıyla kapsamlı bir çerçeve yönetmelik gücüne ve niteliğine sahiptir. Ne var ki, böylesine önemli bir metnin genelge formatından ziyade en azından bir yönetmelik biçiminde yayımlanmasının gerek normlar hiyerarşisi, gerekse hukuki uygulanabilirlik bakımından isabetli olacağı düşünülmektedir.

Yükümlülük Kapsamı ve Uygulama Takvimi

Genelge, içerdiği kurum ve kuruluşların niteliğine göre yükümlülükleri iki farklı zaman dilimine ayırmıştır. Ülkenin dijital altyapısının önemli bir bölümünü oluşturan kurumlar için yasal uyum süresi, 21 Haziran 2026 tarihi itibarıyla kesin olarak dolmuştur.

Birinci faz olarak adlandırılabilecek bir yıllık uyum süresine tabi olanlar; başta tüm bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler ve kamu iktisadi teşebbüsleri olmak üzere devleti temsil eden tüm idari yapılardır. Bununla birlikte, kamu hizmeti niteliği taşıyan kritik özel sektör bileşenleri de bu kapsama alınmıştır. Bankalar, özel hastaneler, demir yolu ve hava yolu ile yolcu taşımacılığı yapan şirketler, A grubu seyahat acenteleri ve 200.000’in üzerinde abonesi bulunan elektronik haberleşme işletmecileri için öngörülen mühlet 21 Haziran 2026’da sona ermiştir. Bu tarihten itibaren söz konusu kurumlar denetim ve yaptırım tehdidiyle karşı karşıya kalmışlardır.

İkinci faz ise 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren e-ticaret hizmet sağlayıcılarını kapsamaktadır. E-ticaret platformlarının dinamik ürün katalogları, ödeme altyapıları ve yoğun görsel içerikleri göz önünde bulundurularak, bu sektöre iki yıllık bir geçiş süresi tanınmış ve son tarih 21 Haziran 2027 olarak belirlenmiştir.

IV. İdari ve Teknik Denetim Mekanizmaları

2025/10 Sayılı Genelge, erişilebilirlik hedeflerini kurumların inisiyatifine bırakmamış, oldukça detaylı ve hiyerarşik bir idari denetim mekanizması öngörmüştür. Kurulan bu mimari üç temel komisyona dayanmaktadır:

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın başkanlığında oluşturulan “İzleme Komisyonu”, tüm dijital platformların yasal mevzuata ve belirlenen teknik standartlara uygunluğunu ulusal ölçekte kontrol eden nihai karar ve denetim merciidir. Sürecin idari tepe noktasını bu komisyon oluştururken, yeni teknolojilerin entegrasyonu ve mevzuatın evrensel normlara uygun şekilde güncel tutulması görevini kamu kurumları temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu üyelerinden oluşan “Danışma Komisyonu” üstlenmektedir.

Sistemin uygulama aşamasındaki en önemli yapı taşı ise, kapsama giren her bir kurum, kuruluş ve özel şirketin kendi tüzel kişiliği bünyesinde kurmak zorunda olduğu “İnceleme Komisyonu”dur. Bu alt komisyonlar, mensubu oldukları kurumların web siteleri ve mobil uygulamalarının teknik uyumluluğunu uluslararası kriterlere (WCAG 2.2) göre periyodik olarak analiz etmek ve hazırladıkları inceleme raporlarını doğrudan Bakanlık nezdindeki İzleme Komisyonuna sunmakla mükelleftir.

Bakanlık tarafından yapılan izleme ve değerlendirmeler sonucunda, web siteleri ve mobil uygulamalarının tamamen erişilebilir olduğu teknik olarak tescil edilen kurumlara, iki yıl süreyle geçerli olmak üzere “Erişilebilirlik Logosu” kullanım hakkı tahsis edilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, özellikle Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği kapsamında oluşturulan komisyonların yapısı ve karar alma mekanizmaları irdelendiğinde pratik zeminde denetimlerin uygulanabilirliği soru işaretleri barındırmaktadır.

V. Karşılaştırmalı Hukuk Bağlamında Yapısal ve Teknik Analiz

Avrupa Birliği’nin WAD ve EAA direktifleri ile Türk Hukukundaki 2025/10 sayılı Genelge aynı kapsayıcı tasarım hedefini gütse de, regülasyonun kapsamı ve referans alınan teknik kodlama metrikleri açısından birbirlerinden belirgin şekilde ayrılmaktadır.

Avrupa Birliği müktesebatı, özellikle Avrupa Erişilebilirlik Yasası (EAA) bağlamında erişilebilirliği donanım (hardware) ve yazılım (software) ayrımı gözetmeksizin bütünleşik bir sistem olarak regüle etmektedir. EAA; bir bankanın sadece mobil uygulamasının erişilebilir olmasını yeterli bulmamakta, aynı bankanın fiziksel ATM cihazlarındaki dokunmatik ekranların, biletleme makinelerinin ve hatta satılan bilgisayarların işletim sistemlerinin de erişilebilir fiziki ve yazılımsal standartlara sahip olmasını şart koşmaktadır.

Buna karşın Türkiye’deki Genelge, adından da anlaşılacağı üzere yalnızca “Web Siteleri ve Mobil Uygulamalar” sınırları içerisinde kalmaktadır. İdari düzenleme donanım üretim bantlarına veya fiziksel cihaz tasarımlarına müdahale etmemekte; salt arayüz kodlamasının ekran okuyucularla, klavye navigasyonuyla ve kontrast standartlarıyla uyumuna odaklanmaktadır.

En kritik hukuki ve teknik ayrım noktası ise referans alınan standartlardır. Avrupa Birliği’nde, kurumların hukuken uymak zorunda oldukları teknik standart olan EN 301 549 numaralı norm, World Wide Web Consortium (W3C) tarafından belirlenen WCAG kılavuzunun 2.1 versiyonunu (Seviye AA) temel almaktadır.  Buna mukabil 2025/10 Sayılı Genelge, AB’nin referans aldığı metni bir adım ileri taşıyarak, dünyadaki en güncel ve kapsamlı erişilebilirlik standardı olan WCAG 2.2 versiyonunu yasal kriter olarak tayin etmiştir. WCAG 2.2; odak görünümünün netliği, hedef boyutu standartları (dokunmatik ekranlarda butonlar arası mesafe) ve kullanıcıyı zorlayan bilişsel şifreleme/kimlik doğrulama süreçlerinin yasaklanması gibi kognitif ve düşük motor becerili bireyleri koruyan çok daha katı kurallar içermektedir. Bu yönüyle Türk hukuku, şekli idari kaynak açısından bir genelge formunda olsa da, dayattığı teknik mevzuat bakımından AB direktiflerinden daha ilerici ve güncel bir kodlama rejimine sahiptir. Bununla birlikte, AB bünyesinde yürütülen çalışmalar atıf yapılan standartların WCAG 2.2 olarak 2026 yılı içinde güncellenmesi hedeflenmektedir.

VI. Yaptırım Rejimi ve Güncel Yargı Pratiği

Kanunların ve idari düzenlemelerin fiili etkisi, ihlallere karşı öngördükleri yaptırım mekanizmalarının caydırıcılığıyla ölçülmektedir. Dijital erişilebilirlik alanında, hem Avrupa Birliği’nde hem de Türkiye’de sadece denetim evresinden çıkılmış, aktif yaptırım ve yargılama evrelerine geçilmiştir.

Avrupa Birliği Müktesebatında Yaptırımlar ve Güncel Yargı Pratiği

Avrupa Birliği’nde EAA direktifinin uygulanmasına başlanmasıyla birlikte, üye devletler iç hukuklarında çok ciddi idari ve cezai yaptırımlar öngörmüştür. Direktif, ihlallerin cezalandırılmasında takdir yetkisini üye devletlere bıraktığından kıta genelinde farklılaşan bir ceza haritası ortaya çıkmıştır. Örneğin İspanya, çok ağır erişilebilirlik ihlalleri için 1.000.000 Euro’ya kadar idari para cezası ve ticari faaliyetin üç yıla kadar durdurulması gibi son derece sert bir tedbir rejimi benimsemiştir. İrlanda hukukunda ise diğer üye devletlerden farklı olarak şirket yöneticilerini doğrudan hedef alan cezai sorumluluk ihdas edilmiş; bildirimlere rağmen uyum sağlamayan yöneticilere 60.000 Euro para cezası ve/veya 18 aya kadar hapis cezası öngörülmüştür. Almanya’da (BFSG mevzuatı kapsamında) 100.000 Euro’ya kadar, Fransa’da ise 250.000 Euro’ya kadar cezalar ve ürünün/hizmetin piyasadan toplatılması gibi yaptırımlar yürürlüktedir.

Yaptırımların teoriden pratiğe geçişi ise EAA’nın tam yürürlüğe girdiği 2025 yılı ortalarından itibaren hızla görülmeye başlanmıştır. Almanya’da e-ticaret pazarında faaliyet gösteren şirketler, yasanın yürürlüğe girdiği Ağustos 2025 itibarıyla yoğun bir biçimde rakiplerinden ve tüketici örgütlerinden resmi uyarı mektupları (Abmahnungen) almaya başlamış ve hukuki ihtilaflar hızla artmıştır.

Avrupa’daki en sarsıcı yargısal gelişme ise Fransa’da yaşanmıştır. Kasım 2025 tarihinde, Fransa’daki engelli hakları savunucusu sivil toplum kuruluşları (ApiDV, Droit Pluriel ve Intérêt à Agir), EAA’nın iç hukuka aktarıldığı tüketici mevzuatına dayanarak, Fransa’nın en büyük dört perakende devine (Auchan, Carrefour, E. Leclerc ve Picard Surgelés) karşı dava açmıştır. Görme engelli bireylerin çevrimiçi market alışverişlerini bağımsız şekilde yapabilmeleri için gerekli olan klavye navigasyonu ve ekran okuyucu entegrasyonlarının sağlanmadığı gerekçesiyle açılan bu dava, EAA kapsamında açılan ilk büyük çaplı sivil itaatsizlik ve tazminat davası olarak kayıtlara geçmiştir. Bu dava, AB pazarındaki büyük şirketler için erişilebilirliğin artık sadece bir idari denetim konusu olmadığını, aynı zamanda doğrudan yargısal bir risk olduğunu somutlaştırmıştır.

Türk Hukukunda Ayrımcılık Yasağı ve TİHEK Mekanizması

Türk hukukundaki 2025/10 Sayılı Genelge’nin metninde doğrudan bir idari para cezası kalemi yer almamaktadır. Ancak bu durum, sistemin yaptırımsız olduğu anlamına gelmemektedir. Mevcut durum çerçevesinde doğrudan genelge üzerinden ceza kesmek yerine, mevcut “ayrımcılık yasağı” kurallarını işleterek dolaylı ancak etkili bir yaptırım mekanizması işletilmektedir.

Bu mekanizmanın yürütücü gücü Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’dur (TİHEK). TİHEK, 5378 sayılı Kanun bağlamında, dijital hizmetlerin erişilebilir kılınmamasını açık bir insan hakkı ihlali ve engellilik temelinde “dolaylı ayrımcılık” olarak kabul etmektedir. Nitekim Kasım 2025 tarihinde TİHEK, popüler dijital içerik platformu GAİN Medya A.Ş.’ye, görme engelli kullanıcılar için ekran okuyucu yazılımlarla uyumlu bir arayüz sağlamadığı gerekçesiyle o yılın üst limiti olan 204.285 Türk Lirası tutarında idari para cezası vermiştir. TİHEK bu kararının gerekçesini oluştururken, Genelge standartlarına ve uluslararası sözleşmelere atıf yaparak kurumun erişilebilirliği sağlamak için somut bir takvim sunmamasını ayrımcılık olarak nitelendirmiştir. Bu emsal karar, Genelge’nin yalnızca bir tavsiye belgesi olmadığını, idari yargı nezdinde ayrımcılık tespitinde temel bir norm olarak kabul edildiğini ve şirketler için katlanan cezai riskler (birden fazla başvuru halinde aynı kurum için çoklu ceza riski) taşıdığını kanıtlamıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, genelge doğrultusunda oluşturulan komisyonların işlerliği büyük öneme sahiptir. Her ne kadar TİHEK kuvvetli ve işlevsel bir alternatif olsa bile komisyonların gerçek anlamda faaliyette bulunması, dahası doğrudan idari para cezası ve veya bilumum yaptırımların mekanizmaya dahil edilmesi isabetli olacaktır.

VII. Uyum Sürecinin Piyasaya ve Teknoloji Sektörüne Yansımaları

21 Haziran 2026 tarihi itibarıyla kamu kurumları, bankalar ve telekom operatörleri gibi birinci faz kurumlar için yasal sürenin dolması, dijital sektörde çok boyutlu etkiler yaratmıştır.

Kurumların mevcut web sitelerinin ve uygulamalarının HTML, CSS ve JavaScript kodlarına yüz binlerce ARIA (Accessible Rich Internet Applications) etiketini manuel olarak girmesi ve zıtlık oranlarını yeniden tasarlaması hem büyük bir maliyet hem de zaman kaybı yaratmaktadır. Bu regülatif baskı, Türkiye’de Regülasyon Teknolojileri (RegTech) pazarını ivmelendirmiştir. Geliştirilen yapay zeka destekli erişilebilirlik otomasyon platformları, kurumların kaynak koduna müdahale etmeden dışarıdan entegre edilen betikler aracılığıyla siteleri otonom olarak taramakta, ekran okuyucu uyumluluğunu sağlamakta ve Bakanlığa sunulması zorunlu olan komisyon raporlarını otomatik olarak üretebilmektedir. Buna ilaveten, yapay zeka destekli bu platformların   tercih edilmesi farklı erişilebilirlik sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

Diğer yandan, 2027 yılına kadar süreleri olan e-ticaret siteleri cephesinde de altyapı sağlayıcıları için yoğun bir hazırlık dönemi başlamıştır. Fransa’daki Auchan ve Carrefour davalarında olduğu gibi benzer yaptırımlara maruz kalmamak adına, Türkiye’deki e-ticaret altyapısı sağlayan şirketlerin çekirdek yazılım mimarilerini tamamen WCAG 2.2 standartlarına göre yeniden kodlamaları gerekmektedir. Bankacılık sektörü ise, BDDK’nın daha önceki yıllardan bu yana sürdürdüğü katı denetimler sayesinde bu süreci görece en rahat yöneten sektör olarak öne çıkmaktadır.

 

VIII. Sonuç

 Dijital erişilebilirlik, hem Avrupa kıtasında hem de Türkiye’de yasal tavsiyeler boyutunu aşarak doğrudan icra edilen, davalara konu olan ve ağır yaptırımlar barındıran temel bir teknoloji hukuku kuralına dönüşmüştür. Avrupa Birliği, WAD ve EAA direktifleriyle pazarın yapısal çerçevesini belirleyerek milyonlarca Euro’yu bulan idari para cezaları ve hapis cezalarına varan yaptırım rejimleriyle üye devletlerde güçlü bir otorite tesis etmiştir. Fransa’da perakende devlerine karşı açılan davalar, hukuki düzenlemelerin sivil toplum tarafından pazar denetimi amacıyla fiilen kullanıldığını açıkça göstermektedir.

Türkiye ise 2025/10 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bu gelişmelere kayıtsız kalmamış, yasal altyapısını en güncel standart olan WCAG 2.2 metrikleri üzerine inşa ederek teknik açıdan güçlü bir refleks göstermiştir. Birinci faz kurumları için dolan uyum süresi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) uyguladığı ayrımcılık cezalarıyla dolaylı da olsa somut bir yasal yaptırıma bağlanmıştır. Bununla birlikte, normatif ve hukuki belirlilik bakımından genelge yönteminin tercih edilmesinin sakıncalı olduğu söylenebilir.

Farklı hukuki doktrinlerden beslenseler de; AB’nin doğrudan direktif temelli regülasyonu ile Türkiye’nin ayrımcılık yasağı ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi üzerinden kurguladığı denetim mimarisi nihai tahlilde aynı ortak amaca yönelmiştir; dijital varlıklara erişim, ayrıcalıklı bir ek hizmet olmaktan çıkarılmış ve ticari faaliyetin sürdürülebilmesi için ihlal edilemez yasal bir zorunluluk olarak hukuk düzenindeki yerini almıştır.  Bu itibarla gerek Türkiye’de, gerekse AB bünyesinde dava süreçleri, yetkili kurumların ve komisyonların işlevselliği belirleyici olacaktır.

 

Kaynakça

AIOPSGROUP, “Web Accessibility Directive Guide”:https://aiopsgroup.com/web-accessibility-directive-guide/

Web Directive EU, “Directive (EU) 2016/2102 details”:

https://web-directive.eu/

EUR-Lex, “Summary of Directive (EU) 2016/2102 on the accessibility of the websites and mobile applications of public sector bodies”:

https://eur-lex.europa.eu/EN/legal content/summary/accessibility-of-public-sector-websites-and-mobile-apps.html

Level Access, “EU Accessibility Requirements and EAA Compliance”: https://www.levelaccess.com/blog/eu-accessibility-requirements-and-eaa-compliance/

Siteimprove, “EU Web Accessibility Directive Glossary”:

https://www.siteimprove.com/glossary/eu-web-accessibility-directive/

Recite Me, “WCAG Vs EAA”:

https://reciteme.com/news/wcag-vs-eaa/

Lexpera, “2025/10 Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği ile İlgili Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Orijinal Metin”:

https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/web-siteleri-ve-mobil-uygulamalarin-erisilebilirligi-ile-ilgili-2025-10-sayili-cumhurbaskanligi

Moroğlu Arseven, “Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Hakkında Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Yayımlandı”:

https://www.morogluarseven.com/tr/insights/ma-gazette-tr/ma-gazette-sayi-153-6-agustos-2025/web-siteleri-ve-mobil-uygulamalarin-erisilebilirligi-hakkinda-cumhurbaskanligi-genelgesi-yayimlandi/

Erişilebilir Web Platformu, “Genelgeye Uyum ve Teknik Altyapı”:

https://www.erisilebilirweb.com/

Erdem & Erdem Hukuk Bürosu, “Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Hakkında 2025/10 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Yayımlandı”:

https://www.erdem-erdem.av.tr/bilgi-bankasi/web-siteleri-ve-mobil-uygulamalarin-erisilebilirligi-hakkinda-2025-10-sayili-cumhurbaskanligi-genelgesi-yayimlandi

EUR-Lex, “Directive (EU) 2016/2102 Full Text”:

https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2016/2102/oj/eng

Level Access, “EAA vs ADA”:

https://www.levelaccess.com/blog/eaa-vs-ada/

Anayasa.gen.tr, “Anayasa Madde 13 İncelemesi”:

https://www.anayasa.gen.tr/madde13.htm

T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Erişilebilirlik Logosu SSS”:

https://www.aile.tr/sss/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugu/erisilebilirlik/

The A11Y Collective, “EU Web Accessibility Directive”:

https://www.a11y-collective.com/blog/eu-web-accessibility-directive/

T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Sıkça Sorulan Sorular - Erişilebilirlik”: https://aile.gov.tr/sss/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugu/erisilebilirlik/q-0012/

Accessibility Works, “European Accessibility Act Penalties”: https://www.accessibility.works/european-accessibility-act/

AuditSU, “European Accessibility Act Fines by Country”:

https://auditsu.com/resources/european-accessibility-act-fines

Allyant, “European Accessibility Act: Avoid Penalties”:

https://allyant.com/blog/european-accessibility-act-avoid-penalties-stay-compliant/

GetWCAG, “France’s First Major European Accessibility Act Lawsuit”: https://getwcag.com/en/blog/france-first-eaa-european-accessibility-act-lawsuit

Equally AI, “Accessibility Lawsuits Hit France’s Biggest Supermarkets”:

https://blog.equally.ai/web-accessibility/accessibility-lawsuits-just-hit-frances-biggest-supermarkets/

BarrierBreak, “Are European Retailers Ready for Digital Accessibility?”: https://www.barrierbreak.com/are-european-retailers-ready-for-digital-accessibility/

ActiveMind Legal, “Guides to BFSG”:

https://www.activemind.legal/guides/bfsg/

Orrick, “Navigating the Accessibility Improvement Act”: https://www.orrick.com/en/Insights/2025/07/Navigating-the-Accessibility-Improvement-Act-Germanys-Implementation

 AuditSU, “EAA Fines and What Has Actually Happened”:

https://auditsu.com/resources/european-accessibility-act-fines

Emre Taşgın, “GAİN Platformuna TİHEK’ten Erişilebilirlik Cezası”:

https://emretasgin.com/gain-platformuna-tihekten-erisilebilirlik-cezasi/