TÜRK HUKUKUNDA ENGELLİ İSTİHDAMININ İNCELENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Uygar SÖNMEZ
(Hukukçu Gelir Uzmanı)
Giriş
Bilindiği gibi; değişen sosyolojik olgular hukukun canlılığını ve dinamizmini sağlamaktadır. Aksi durum, hukuki ilke, müesseselerin, mevzuatın hasılı hukukun toplum ihtiyacını karşılayamayacak şekilde gerilemesine sebep olmaktadır.
Özellikle hali hazırdaki kimi düzenlemelerin yetersizliklerinin söz konusu olduğu alanlarda, mevzuat ile uygulama arasındaki fark daha da açılmaktadır. Bu nevi alanlardan biri olan engellilerin istihdamı ve akabinde iş hayatındaki devam ede gelen düzenlemelerin, uygulamaların, ihtiva ettiği sorunların da bu sebeple gözden geçirilmesi gereği açıktır.
Bu nedenlerle; yazımızda, konuya ilişkin mevzuatı tarayıp derli toplu ele almakla kendi içinde uyumlu pozitif hukukun teminine katkı sağlamak, mezkur konuya dikkat çekmek, Engellilerin istihdamı ile, devamı süreçlerindeki aksayan, eksik kalan mevzuat hükümlerini saptamak istedik. Ayrıca; hukuki düzenlemelerle uygulama gerçeklerimin paralel ilerlemesine destek vermek amacıyla, bu çalışmaortaya konulmuştur.
Bunun için; çelişkili bir biriyle uyum arz etmeyen düzenlemeleri, somutlayarak, engelli istihdamının alışkanlığa dönüşmüş hatalı uygulamalarının fark edilmesini sağlamak, sırf engelli olmaktan ileri gelen haksız ayrımcı uygulamalar karşısında kullanılacak araçların devreye sokulabilmesini imkan veren çalışmalara ışık tutmak üzere değerlendirmemizi temellendirdik.
Bu anlamda, kamu hukuku ve özel hukuk alanındaki istihdam süreçlerini ilgilendiren hükümleri karşılıklı mukayese etmeye geçmeden önce Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ve 5378 sayılı Engelliler Kanununun ilgili hükümlerine değinmeyi uygun buluyoruz.
Anayasa ve Engelliler Hakkında Kanun
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 10: “Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”
Anayasa Madde 18: “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.”
Anayasa Madde 49: “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”
Anayasa Madde 50 Fıkra 1: “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.”
Anayasa Madde 50 Fıkra 2: “Küçükler ve kadınlar ile bedenî veya ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.”
Anayasa Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler başlıklı Madde 61: ”Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.
Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”
Anayasa Madde 70: “Her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.”
70. madde 2. Fıkra: “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”
Engelliler Hakkında Kanun, 5378’e göre, Madde 14-
“İstihdam: Engellilerin iş gücü piyasası ve çalışma ortamında sürdürülebilir istihdamı için kendi işini kurmaya rehberlik ve mesleki danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesi de dâhil olmak üzere gerekli tedbirler alınır. İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz.
Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz. Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur.”
Ayrıca; TCK Madde 122: (Satışı, taşınır veya taşınmaz malların devrini ya da bir hizmetin icrasını ya da bir hizmetten yararlanmasını ya da başka nedenlerle birlikte engellilik gerekçesiyle bir kişinin istihdamını ya da işsizliğini sınırlayan her birey altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.)
Yukarıda belirttiğimiz hükümlerle konuya dair ilkesel düzenlemeleri gözden geçirdikten sonra; engelli istihdamına ilişkin düzenlemeleri Kamu hukuku mevzuatı ve özel hukuk mevzuatı bakımından karşılaştırmalı olarak; işe yerleştirme, işverene getirilen sorumluluklar ve teşvikler, engelli personele tanınmış Sosyal haklar, özlük hakları gibi yönleriyle değerlendirmeye çalışacağız.
Kamu ve Özel Sektör İstihdamı
Kamu hukuku alanında en önemli mevzuat olan Devlet Memurları Kanunu, konuyu, engellilerin istihdamı ve sosyal hakları yönünden ağırlıklı olarak düzenlerken; özel hukukumuzda öncelikli mevzuatımız olan İş Kanunu ayrımcılık yasağı ve istihdam zorunluluğu bakımından ele almaktadır. . .
İŞE YERLEŞTİRME:
KAMU HUKUKUNDA ENGELLİ BİREYLERİN İSTİHDAMI:
Devlet Memurları Kanunu Madde 53 kamu alanında iş edindirme şartlarını şu şekilde hüküm altına almıştır:
Madde 53: “Kurum ve kuruluşlar bu kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda %3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. %3’ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (Yurtdışı teşkilat hariç) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır.
Engelliler için sınavlar, ilk defa devlet memuru olarak atanacaklar için açılan sınavlardan ayrı zamanlı olarak, engelli kontenjanı açığı bulunduğu sürece engel grupları ve eğitim durumları itibarıyla sınav sorusu hazırlanmak ve ulaşılabilirliklerini sağlamak suretiyle merkezi olarak yapılır veya yaptırılır.
Engelli personel çalıştırma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin takip ve denetimi ile engellilerin devlet memurluğuna yerleştirilmesinden Devlet Personel Başkanlığı sorumludur. Engelli açığı bulunan kamu kurum ve kuruluşları bir sonraki yıl için alım yapacakları engellilere ilişkin taleplerini her yılın ekim ayının sonuna kadar Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadır. ( Güncel yetkili birim, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi) Devlet Personel Başkanlığı kurum ve kuruluşların bildirimi üzerine, engelli kontenjanlarına yerleştirme yapabilir veya yaptırabilir.”
Kamu hukukunda engelli istidamı da genel kurallarla belirlendiği gibi işçi ve memur olmak üzere iki statüde söz konusudur. her iki durum için işlevi olan sınava (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) ilişkin Devlet memurları kanunu 53. madde devamı hükümleri, şu şekilde yer vermiştir;
“Engellilerin memurluğa alınma şartlarına, merkezi sınav ve yerleştirmenin yapılmasına, eğitim durumu ve engel grupları dikkate alınarak kura usulü ile yapılacak yerleştirmelere, engellilerin görevlerini yürütmelerinde hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceğine, kamu kurum ve kuruluşlarınca engelli personel istihdamı ile ilgili istatistiksel verilerin bildirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceğini öngörmüş, bu dayanakla ENGELLİ KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI VE ENGELLİLERİN DEVLET MEMURLUĞUNA ALINMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK hükümleri kamu alanında işe yerleştirmenin ana kurallarını oluşturmuştur..”
Özel Sektör İstihdamı
Özel hukuk bakımından ve kamu sektörlerinde işçi statüsündeki istihdama dair düzenlemeyi ise İş Kanunu madde 30’da şu şekilde görmekteyiz:
“İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik tanınır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kamu istihdamın ile özel sektör istihdamı arasındaki önemli ayrıntılardan biri de; 657 Sayılı Kanun 53’üncü Madde uyarınca, Kamuya alınacak memurlarda yurt dışı teşkilatı, engelli istihdamında kontenjan hesaplamalarında dikkate alınmazken, İş Kanunu madde 30 gereğince de özel sektör istihdamında, yer altı ve su altı işlerindeki çalışan sayısı dikkate alınmamaktadır. Bu düzenlemeler, çalıştırılacak engelli sayısının hesabında daraltıcı bir neticeye götürmektedir. Bu alanlarda engelli istihdamının kanun koyucu tarafından istenmediğini de belirginleştirmektedir.
Özel bir iş hukuku alanını düzenleyen Deniz İş Kanunu Madde 13 uyarınca da, ( Bu kanunun kapsamına giren işveren veya işveren vekilleri, işyerlerinde İş Kanununun ve bununla ilgili yönetmeliğin bu konuda koyduğu hükümler, esaslar, ölçüler ve şartlara göre engelli ve eski hükümlü gemiadamı çalıştırmak zorundadır.)
Yine İş hukuku alanında yürürlükte olan, 20.06.1952 tarihli 5953 sayılı basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ise Engelli bireylerin istihdamına dair hiç bir kural içermemektedir.
Mezkur hususlar; konuyu ilgilendiren İş Kanunu madde 30’un göndermesiyle düzenlenen
ENGELLİ VE ESKİ HÜKÜMLÜ ÇALIŞTIRMAYAN İŞVERENLERDEN TAHSİL EDİLEN İDARİ PARA CEZALARINI KULLANMAYA YETKİLİ KOMİSYONA DAİR YÖNETMELİK ile, YURTİÇİNDE İŞE YERLEŞTİRME HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK, KORUMALI İŞYERLERİNDE ÇALIŞAN ENGELLİLERİN ÜCRETLERİNE KARŞILIK İŞVERENE YAPILACAK ÖDEME HAKKINDA YÖNETMELİK, Korumalı İş Yerleri Hakkında yönetmelik çerçevesince ve kamu hukuku bakımından, ENGELLİ KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI VE ENGELLİLERİN DEVLET MEMURLUĞUNA ALINMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK, kamu kurum ve kuruluşlarında iş kanunları hükümlerine göre çalıştırılmak üzere yapılan sürekli veya geçici işçi alımlarında temel mevzuat, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesince ele alınmıştır.
İŞE YERLEŞTİRME SÜREÇLERİ:
Engellileri, işçi statüsünde çalıştırmanın kamu ve özel sektör bakımından yasal zeminini teşkil eden,
1 Temmuz 2005 tarihli 5378 Sayılı Engelliler kanunu Madde 14,
25 Mayıs 2003 tarihli 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30 ve Madde 90,
25 Haziran 2003 tarihli 4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu Madde 3,
25 Ağustos 1999 tarihli 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 48 inci maddeleridir. Bunların ışığında hazırlanan 25 Nisan 2009 tarihli ve RG 27210 Sayılı Nüsha ile yayımlanan Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin Kurum aracılığı başlıklı 13. maddesi doğrudan şu hususu düzenler:
MADDE 13 –
1. fıkra:
“Kamu ve özel sektör işverenleri, çalıştırmakla yükümlü oldukları engelli ve eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçileri Kurum aracılığıyla sağlar.”
Bu fıkra, kota kapsamında çalıştırılması gereken engelli işçinin kural olarak Türkiye İş Kurumu aracılığıyla temin edileceğini gösterir. Ayrıca; aynı kota kapsamına; engellilerle birlikte eski hükümlü, ve terörle mücadele kapsamında malul sayılmayacak kadar yaralananların da alındığını kurala bağlar.
2. fıkra:
“Kurum aracılığı olmadan engelli istihdam eden özel sektör işvereninin, engellinin işe başlama tarihinden itibaren bu durumu en geç on beş iş günü içinde Kuruma bildirmesi ve tescil ettirmesi zorunludur. Kurum tarafından tescili yapılmayan işçi engelli statüsünde değerlendirilmez.”
3. fıkra:
“İşyerinin işçisi iken engelli duruma düşenlere öncelik tanınır.”
Bu hüküm, yine 4857 sayılı İş Kanunu 30’uncu maddesi ile paralellik göstererek; mevcut çalışan işyerinde çalışırken engelli hâle gelmişse, eski işine dönmede kota ve istihdam bakımından kendisine öncelik tanınması gerektiğini gösterir.
İş Kanunu 30’uncu maddesi .. Fıkrasındaki hüküm şu şekildedir;
“Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.”
Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik MADDE 10, işverenin hangi oranda engelli çalıştırmakla yükümlü olduğunu düzenler.
Bu maddeye göre işverenler;
özel sektör işyerlerinde 50 veya daha fazla işçi çalıştırıyorlarsa %3 engelli, kamu işyerlerinde ise %4 engelli işçiyi, meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Tarım ve orman işlerinde bu oran 51 veya daha fazla işçidir. Kanun koyucu, kamu faaliyetleri içinde engelli işçi istihdamına özel sektöre göre %1 oranında daha ağırlık vermiştir.
Anlaşılacağı üzere, MADDE 10, kota yükümlülüğünün kendisini; MADDE 13 ise bu yükümlülük kapsamındaki işçilerin İŞKUR aracılığıyla sağlanmasını düzenler.
İşverenin İŞKUR’dan talep yapması: MADDE 14
“Engelli ile eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan talebi” başlıklı MADDE 14, işverenin yükümlülük doğduktan sonra İŞKUR’dan talepte bulunmasını düzenler.
MADDE 14/1:
“Kamu ve özel sektör işverenleri, çalıştırmakla yükümlü bulundukları işçileri, yükümlülüğün doğmasından itibaren beş iş günü içinde niteliklerini de belirterek Kurumdan talep eder.”
Bu hükme göre işveren, kota açığı doğduğunda bekleyemez; 5 iş günü içinde İŞKUR’dan talepte bulunmalıdır.
Aynı maddenin devamında işverenin talep oluştururken ayrımcı veya istihdamı zorlaştırıcı şartlar koyması da sınırlandırılmıştır:
MADDE 14/2:
“Taleplerde, işyerinde yapılan işin gerektirdiği ağırlıklı vasıfların üstünde istihdamı zorlaştırıcı şartlar öne sürülemez.”
MADDE 14/3:
“Engelli statüsündeki işçi taleplerinde, işin niteliği gerektirmediği sürece, engellilik oranına üst sınır getirilemez ve engel grupları arasında ayrım yapılamaz.”
Bu hüküm özellikle önemlidir. İşveren “engel oranı en fazla şu kadar olsun”, “şu engel grubunu istemiyoruz” gibi şartları ancak işin niteliği gerçekten gerektiriyorsa ileri sürebilir. Aksi hâlde bu, engelli istihdamını zorlaştırıcı ve ayrımcı bir uygulama sayılabilir.
Engelli açığının kapatılması: MADDE 15
MADDE 15, özel sektör işvereninin kota açığını hangi sürelerde kapatacağını düzenler.
MADDE 15/1:
“Özel sektör işvereni, engelli açığını yükümlülüğün doğduğu andan itibaren otuz gün içinde karşılamak zorundadır.”
Yani özel sektör işvereni için kota açığı doğduğunda, bu açığın 30 gün içinde kapatılması gerekir.
MADDE 15/2:
“Kurum, özel sektör işvereninin engelli talep tarihinden itibaren en geç on gün içinde, başvuranlardan nitelikleri uygun engellileri durumlarını ve niteliklerini belirten belgelerle birlikte işverene gönderir. İşveren engelli açığını, en geç on beş gün içinde, Kurum tarafından gönderilenler ya da Kurum portalında kayıtlı diğer engelli iş arayanları bizzat seçerek veya kendi imkanlarıyla temin edeceği engelliler arasından karşılar. İşe alınanları ve alınmayanları, alınmayış nedenlerini de belirterek Kuruma bildirir.”
Bu maddeye göre süreç şöyle işler:
İşveren kota açığı doğunca en geç 5 gün içinde İŞKUR’dan talepte bulunur. İŞKUR, talep tarihinden itibaren en geç 10 gün içinde uygun adayları işverene bildirir. İşveren de, en geç 15 gün içinde bu açığı kapatır. Bunu İŞKUR’un gönderdiği adaylar arasından, İŞKUR portalında kayıtlı engelli iş arayanlar arasından veya kendi bulduğu engelli kişiler arasından yapabilir. Ancak kendi bulduğu kişinin de İŞKUR’a bildirilip tescil edilmesi gerekir. Bu da 5 gün içinde İşveren tarafından talep edilmesini, 10 gün içinde İŞKUR tarafından karşılanmasını, 15 gün içinde cevap verilmesini ve sonuçlandırılmasını gerektirir.
Kişinin İŞKUR’da engelli statüsünde sayılması
Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin MADDE 4 ve MADDE 5 de bu hususu düzenler.
Yönetmelikte kayıt işlemleri de önemlidir.
MADDE 4/2 uyarınca, iş arayanlardan engelli statüsünde olduğunu beyan edenler, durumlarını Kurum ünitesine belgeleyene kadar bu statüde yani engelli statüsünde değerlendirilmezler.
MADDE 5/1-c Bendi ise iş arayan olarak İŞKUR’a kaydolmak için başvuranlar, sağlık kurulu raporunu ibraz etmediği sürece engelli olarak kabul edilmezler.
Bu iki hüküm, MADDE 13/2 ile birlikte okunduğunda şu sonuç çıkar: İşveren bir kişiyi engelli kontenjanında göstermek istiyorsa, kişinin yalnızca fiilen engelli olması yetmez; İŞKUR nezdinde engelli statüsünde kayıt/tescil işleminin de yapılması gerekir.
Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik uyarınca Kota kapsamında engelli işçinin İŞKUR aracılığıyla temini konusunun maddelerini şöyle özetleyelim.
MADDE 13/1: İşverenin kendi imkânıyla engelli işçi alması hâlinde 15 iş günü içinde İŞKUR’a bildirme ve tescil ettirme zorunluluğu:
MADDE 13/2: Tescil yapılmazsa kota hesabında engelli sayılmaması ve Kota açığı doğunca 5 iş günü içinde İŞKUR’dan talep yapılması:
MADDE 13/3 Çalıştığı iş yerinde, çalışırken engelli hale gelen işçinin öncelik hakkı.
MADDE 14/1: İşverenin engelli açığını 30 gün içinde kapatma yükümlülüğü:
MADDE 15/1: İŞKUR’un aday göndermesi, işverenin 15 gün içinde seçim yapması ve işe alınan/alınmayanları gerekçeleriyle bildirmesi:
MADDE 15/2 Süre tayinlerini düzenler ve İŞKUR’un on gün içinde engelliyi işverenle görüştürmek zorunda olduğunu söyler. Fakat; görüldüğü gibi hiç bir kaideye aykırılığın müeyyidesi düzenlenmemiştir. Engelli işçi çalıştırmama ile ilgili daha sonra göreceğimiz gibi para cezaları ön görülmüşse de İŞKUR’un ihtiyacı karşılayacak işlemleri gerekli zaman zarfında yapmaması, işverenin kendisine gönderilen istekleri uygun görmemesi durumu bu süreci olumsuz etkilemektedir. İŞKUR’un zamana uymaması da yasada yer almamaktadır. Yukarıda belirttiğimiz kamu sektörüne ilişkin engelli istihdamından kurumların kaçınma durumları da müeyyideleri bakımından eksiktir.
Tekrar Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin hükümlerine geri dönersek;
MADDE 16 Evrak düzenlemelerini ve engelli tescilinden bahseder.
MADDE 17 ise ayrımcılık maddesi olup Türk Ceza Kanunu 122/C hükmüne atıf yapar.
Özel hukukumuz bakımından yürürlükte olan başka bir istihdam şekli de Korumalı işyeri düzenlemesidir. Bu statüyü düzenleyen ana Kanun 5378 Sayılı Engelliler Kanunu ve 2022 yılında çıkartılan Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik’tir.
Korumalı işyerinde istihdam edilecek engelli bireyin şu şartları taşıması gerekir:
Yönetmeliğin 14. Maddesi şu belgeleri içerir.
Birincisi, Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporuna göre en az %40 oranında zihinsel veya ruhsal engelli olması gerekir. Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu bakımından ise en az “hafif düzeyde özel gereksinimi vardır (%40 - 49)” ibaresi aranır.
İkincisi, kişinin Türkiye İş Kurumuna kayıtlı olması gerekir. Korumalı işyerinde çalışmak isteyen engelli bireyler bireysel olarak veya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri aracılığıyla işyerlerine başvurabilir.
Üçüncüsü, kişinin 15 yaşını bitirmiş olması gerekir. Bu şart, korumalı işyeri istihdamının çocuk işçiliği ve genç işçi mevzuatıyla bağlantılı olarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir ki; İş Kanunu madde 71 kuralı gereği 14 yaşını doldurmuş kişilere çocuk, 15 yaşını dolduranlara ise genç işçi denmektedir. Aynı madde dayanağı ile, Söz konusu alana ilişkin yönetmelikle düzenlemeler getirilmiştir..
Kamu ve Özel Sektör İstihdamı için Sınavlar
Türkiye’de engelli bireylerin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ise; iki temel statü üzerinden yürümektedir. Bunlardan ilki, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memur kadrolarına engelli personel alımıdır. Bu alım sistemi esas olarak Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı, yani EKPSS, ve kura yöntemi üzerinden yürütülmektedir. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı EKPSS puanını dikkate alarak öğretmen atamalarını yapar, aynı kurum 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 36. Madde 1. Fıkra 8. Bent hizmet sınıfı olan hizmetli kadrosuyla atama işlemini kura yöntemiyle gerçekleştirir.
İkincisi ise kamu kurum ve kuruluşlarında iş kanunları hükümlerine göre çalıştırılmak üzere yapılan sürekli veya geçici işçi alımlarıdır. Bu alımlar bakımından temel mevzuat, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik olup, bu Yönetmelikte 8/11/2018 tarihli ve 322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile önemli değişiklikler yapılmıştır.
Bu nedenle engelli istihdamı değerlendirilirken “engelli memur alımı” ile “engelli işçi alımı” birbirinden ayrılmalıdır. EKPSS Yönetmeliği doğrudan engelli memur yerleştirmesini düzenlemekle birlikte, EKPSS sonuçları kamu kurum ve kuruluşlarınca Türkiye İş Kurumu aracılığıyla yapılan engelli işçi alımlarında da kullanılmaktadır.
Temel kanuni dayanak: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 53. maddesidir.
Bu kanuni yetkiye dayanılarak 7/2/2014 tarihli ve 28906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmeliğin amacı başlıklı 1’inci Maddesi;
“Merkezi olarak yapılacak EKPSS’ye, kuraya, yerleştirme işlemlerine, engelli memur istihdamının takip ve denetimine, istatistikî bilgilerin teminine ve engelli memur istihdamı ile ilgili diğer hususlara ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”
EKPSS Yönetmeliğinin 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Yönetmelik; 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli cetvellerde yer alan kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunlarla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları, il özel idareleri, belediyeler, bunların kurdukları birlikler ve bağlı kuruluşlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre Devlet memuru istihdam eden diğer kamu kuruluşlarına Devlet memuru olarak atanacak engelliler hakkında uygulanır.”
Engelli memur istihdamı bakımından 657 sayılı Kanun’un 53. maddesini uygulayan ikincil mevzuat niteliğinde olan mezkur yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, EKPSS; ortaöğretim, ön lisans ve lisans mezunu engellilerin engel grupları ve eğitim durumlarına göre yapılan, sonuçları Devlet memurluğu ile kamu kurum ve kuruluşlarının işçi kadrolarına alınmalarında kullanılan merkezi sınavdır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, kura; ilkokul, ortaokul, ilköğretim ve özel eğitim iş uygulama merkezi veya okulu mezunu engellilerin tercihlerine göre Devlet memuru kadrolarına yerleştirilmesinde kullanılan yöntemdir.
EKPSS Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bendi uyarınca, yerleştirme; EKPSS sonuçları veya kura usulüne göre engellilerin tercihleri doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarına ait boş kadrolara yerleştirilmesi işlemidir.
EKPSS’ye kimler girebilir?
EKPSS Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, EKPSS; ortaöğretim, ön lisans veya lisans düzeyinde eğitim veren kurumlardan mezun olan veya sınavın geçerlilik süresi içinde mezun olabilecek durumda bulunan engelli adaylar için yapılır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, adayların atanabilmesi için yerleştirme tercih işlemlerine son başvuru tarihi itibarıyla mezun olmaları gerekir. Bu nedenle yalnızca sınava girmek yeterli değildir; atama yapılabilmesi için tercih süresi sonunda mezuniyet şartının da gerçekleşmiş olması gerekir.
Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, EKPSS sonuçları kamu kurum ve kuruluşları tarafından Türkiye İş Kurumu aracılığıyla yapılan engelli işçi alımlarında da kullanılır. Bu hüküm, EKPSS’nin yalnızca memur kadroları bakımından değil, kamuya engelli işçi alımı bakımından da önem taşıdığını göstermektedir.
Kura yöntemi
EKPSS Yönetmeliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kura; ilkokul, ortaokul, ilköğretim ve özel eğitim iş uygulama merkezi veya okulu mezunu engellilerin 657 sayılı Kanun’un 41. maddesi dikkate alınarak kamu kurum ve kuruluşlarına tercihlerine göre yerleştirilmeleri amacıyla noter huzurunda yapılır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kura yöntemiyle yerleşmek isteyen adayların kayıtları iki yılda bir alınır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre, kura kaydı yaptıran adaylar dört yıl içinde gerçekleştirilen engelli memur alımlarına başvurabilir. Bu düzenleme, kura kaydının yalnızca tek bir yerleştirme dönemiyle sınırlı olmadığını, dört yıllık süre içinde yapılacak engelli memur alımlarında kullanılabileceğini göstermektedir.
Yine, aynı Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sınav soruları engel grupları itibarıyla öğrenme ve algılama düzeyleri, dil gelişimleri ve sözel iletişim güçlükleri esas alınarak engellilerin bilgi, yetenek ve becerilerini ölçecek şekilde hazırlanır.
Yönetmeliğin 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, EKPSS adayların engel grupları ve ulaşabilirlikleri göz önüne alınarak uygun ortamlarda yapılır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, EKPSS sonuçları sınavın yapıldığı tarihten itibaren dört yıl geçerlidir.
Aynı hüküm uyarınca, dört yıllık süre içinde yeni bir sınav yapılamaması durumunda EKPSS sonuçları bir sonraki sınava kadar geçerli olmaya devam eder. Bu nedenle “EKPSS puanı dört yıl geçerlidir” ifadesi doğrudur; ancak yeni sınavın yapılamaması hâlinde geçerlilik süresi bir sonraki sınava kadar devam eder.
EKPSS Yönetmeliği’nin 10. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet gereklerine göre engellilerin atanmasına tahsis edecekleri boş kadroları; farklı eğitim düzeyleri, hizmet sınıfları ve unvanlar itibarıyla hazırlamaları esastır. Bu kadrolar EKPSS sonuçlarına veya kura usulüne göre yerleştirme yapılmasını sağlayacak şekilde hazırlanmalıdır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 10. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, engellilerin istihdam edileceği uygun boş kadro bulunmaması hâlinde, hizmet gereklerine ve genel hükümlere göre diğer boş kadrolarda değişiklik yapılarak gerekli kadrolar temin edilir. Aynı fıkra uyarınca, engelli personelin istihdam edileceği birimler engellilerin engel durumları dikkate alınarak ilgili kamu kurum veya kuruluşunca belirlenir.
Bu düzenleme, kamu kurumlarının “uygun kadro yok” gerekçesiyle engelli istihdam yükümlülüğünden kaçınamayacağını göstermektedir. Uygun boş kadro bulunmadığında, genel hükümler çerçevesinde kadro değişikliği yapılarak engelli istihdamına uygun kadro temin edilmelidir.
Aynı düzenleme, engellilerin belli kurumlarda belli kadrolarda toplanmalarına da sebep olmaktadır. Gerek sınıfların kendi içlerindeki dolu kadro oranı hesap edilerek kota yükümlülüğüne uyulmaması gerekse kariyer mesleklere ait sınavların açılmaması suretiyle bu maddeye uyum sağlanıyor görünerek, belli yeterliliğe haiz olunması gereken mesleklerde engelli istihdamından uygulamada kaçıldığı, tatbik edile gelen bir gerçekliktir. Vasıf gerektiren mesleklerde engellilerin yeterliliklerini gösterme imkanı bile bulunmamaktadır. Mevzuatın bu haliyle, engelli memurlar, yükselme, kariyer olanaklarından vareste, bir memurluk kadrosuyla yetinmek zorunda kalmaktadır.
Kamu kurumlarının kadro bildirim yükümlülüğü
EKPSS Yönetmeliği’nin 11. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları bir sonraki yıl için engelli memur alımı yapacakları boş kadrolarını ilgili yılın Ekim ayı sonuna kadar elektronik ortamda yetkili kamu personel birimine bildirmekle yükümlüdür.
EKPSS Yönetmeliği’nin 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları yerleştirme için Nitelik-Kod Kılavuzu’nda belirtilenler dışında ayrıca özel nitelik belirleyemez.
EKPSS Yönetmeliği’nin 11. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, ilgili mevzuatında yer alan özel hükümler haricinde, yerleştirme yapılmasını talep edecekleri kadrolar için üst yaş sınırı tespit edemez.
Bu hükümler, kamu kurumlarının engelli memur alımlarında keyfî nitelik veya yaş şartı koymasını önlemeye yöneliktir.
EKPSS Yönetmeliği’nin 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ortaöğretim, ön lisans ve lisans mezunu engelli adayların memur kadrolarına yerleştirilmelerinde EKPSS’de alınan puanlar kullanılır. Geçerliliği devam eden birden fazla EKPSS puanı bulunan aday bakımından en üst eğitim düzeyinden alınmış en yüksek EKPSS puanı dikkate alınır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, adaylar ilan edilen kadrolara EKPSS puanı esas alınarak tercihlerine göre yerleştirilir. Aynı kadroyu tercih eden adayların puanının eşit olması hâlinde diploma tarihi itibarıyla önce mezun olan adaya, bunun da aynı olması hâlinde yaşı büyük olan adaya öncelik tanınır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 13. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, engelli adayların öğretmen kadrolarına yerleştirilme işlemleri EKPSS sonuçları kullanılarak Millî Eğitim Bakanlığınca yapılır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 13. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, adaylarda yerleştirme işlemine son başvuru tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde yer alan genel ve özel şartlarla birlikte atanacakları kadro için tercih kılavuzunda ilan edilen diğer şartlar aranır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 15. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, nitelikleri uyan adaylar kamu kurum ve kuruluşlarınca başka bir sınav veya mülakat yapılmaksızın atanır. Bu hüküm, EKPSS veya kura sonucunda yerleşen adaylara ayrıca sözlü sınav, mülakat veya ikinci bir seçme sınavı uygulanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Kamuya engelli işçi alımında uygulanacak düzenlemeler
Engelli bireylerin kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde istihdamı bakımından temel mevzuat, 9/8/2009 tarihli ve 27314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliktir.
Bu Yönetmeliğin 1. maddesinin birinci fıkrası uyarınca,
“Yönetmeliğin amacı kamu kurum ve kuruluşlarına iş kanunları hükümlerine göre çalıştırılmak üzere sürekli veya geçici işçi alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
Yönetmeliğin 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli veya geçici işçi alımları bu Yönetmelik kapsamında yürütülür. Bu nedenle kamuya engelli işçi alımı bakımından başvuru, ilan, aday listelerinin belirlenmesi, kura, sınav ve işe alım süreci bu Yönetmelik hükümlerine tabidir.
Kamu kurumları ve İŞKUR İlişkisi
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları işçi ihtiyaçlarını; iş kolu, meslek pozisyonu, öğrenim, iş tecrübesi, ücret, sosyal yardımlar gibi ayrıntılarla yazılı veya elektronik ortamda işçinin çalıştırılacağı işyerinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu il müdürlüğü veya hizmet merkezinden talep etmek zorundadır.
Aynı hüküm uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları işçi ihtiyaçlarını, kural olarak Kurum il müdürlüğü veya hizmet merkezi tarafından gönderilen adaylar arasından karşılamak zorundadır.
“Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları işçi ihtiyaçlarını Türkiye İş Kurumu il müdürlüğü veya hizmet merkezinden talep etmek ve bu ihtiyaçlarını Kurum tarafından gönderilen adaylar arasından karşılamak zorundadır.”
Kamu işçi taleplerinde engellilik bakımından ayrımcılık yasağı
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü işçi taleplerinde, işin niteliği gerektirmediği sürece “engelli olmama” şartı aranamaz.
Aynı bent uyarınca, kamu işçi taleplerinde işin niteliği gerektirmediği sürece engel oranına üst sınır getirilemez ve engel grupları arasında ayrım yapılamaz.
Bu hüküm, kamu işçi alımlarında engelli adayların başvuru imkanını daraltacak keyfî şartların önlenmesi bakımından önemlidir. Kamu kurumu, işin objektif niteliğinden kaynaklanmayan biçimde “engelli olmamak”, “şu engel grubundan olmamak” veya “engel oranı belirli oranın üzerinde olmamak” gibi sınırlamalar getiremez.
Kamu işçi taleplerinin ilanı ve başvuru usulü
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının işçi talepleri Türkiye İş Kurumu internet sayfasında ilan edilir. Bu talepler Kurum tarafından uygun görülen diğer iletişim araçlarıyla da kamuoyuna duyurulabilir.
Yönetmeliğin 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, talebin ilanından itibaren adaylara en az on günlük başvuru süresi tanınır.
Yönetmeliğin 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları başvuru sırasında engellilerin sınavda refakatçiye ihtiyaç duyup duymadıklarını sorarak, sınav kuruluna bildirilmek üzere bu bilgiyi kayda alır. Bu hüküm, engelli adayların sınav sürecinde ihtiyaç duyacağı desteklerin önceden belirlenmesini amaçlamaktadır.
Kamuya engelli işçi alımında EKPSS’nin kullanılması
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının ortaöğretim ve daha yüksek eğitim düzeyindeki işçi talepleri KPSS puanıyla, aynı eğitim düzeyindeki münhasıran engelli işçi talepleri ise EKPSS puanıyla karşılanır.
İlköğretim ve daha alt eğitim düzeyindeki işçi talepleri ile bazı özel nitelikteki taleplere gönderilecek adaylar noter huzurunda çekilecek kura ile belirlenir.
Yönetmeliğin 10. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, KPSS’de başarılı olmak veya EKPSS’ye girmiş bulunmak işe yerleştirmede tek başına hak teşkil etmez. Bu nedenle EKPSS puanı veya EKPSS’ye girmiş olmak, adayın doğrudan işe alınacağı anlamına gelmez; adayın ayrıca ilan edilen talep şartlarını taşıması ve işe alım sürecindeki diğer aşamaları tamamlaması gerekir.
Yönetmeliğin 10. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, işçi taleplerine yapılacak başvurularda münhasıran engelli işçi taleplerinde EKPSS sonuçları kullanılır.
Yönetmeliğin 10. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, ortaöğretim ve daha yüksek eğitim düzeyindeki münhasıran engelli işçi taleplerinde puan barajı aranmaz; bu kişilerin EKPSS’ye girmiş olmaları yeterlidir.
Bu hüküm, kamuya engelli işçi alımlarında EKPSS’ye girmiş olmanın başvuru yeterliliği bakımından esas alındığını; ancak EKPSS puanının işe yerleşmede tek başına kazanılmış hak doğurmadığını göstermektedir.
Kamuya engelli işçi alımında aday listelerinin belirlenmesi
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, KPSS ve EKPSS kapsamındaki taleplerle ilgili aday listeleri belirlenirken, münhasıran engelli işçi taleplerinde EKPSS puanıyla başvuran ve talep şartlarına uygun olan adaylar arasından en yüksek EKPSS puanından başlanmak üzere açık iş sayısının üç katı aday kamu kurum ve kuruluşuna gönderilir.
Yönetmeliğin 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, oluşturulan listelere, açık iş sayısı oranlarına bakılmaksızın, en son adayın EKPSS’de aldığı puanla aynı puana sahip olan adaylar da eklenir.
Bu düzenleme, kamuya engelli işçi alımında aday listesinin belirlenmesinde EKPSS puan üstünlüğünün esas olduğunu; ancak eşit puanlı adayların da listeye dahil edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Kura usulüne tabi kamu işçi talepleri
Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarınca ilköğretim ve daha alt eğitim düzeyinde istihdam edilecek işçilerle ilgili listeler, başvuranlar arasından çekilecek kura ile belirlenir.
Yönetmeliğin 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kuraya tabi taleplerde sınava alınacak asıl adayların listesi açık iş sayısının üç katı olarak belirlenir ve aynı sayıda yedek aday listesi oluşturulur.
Yönetmeliğin 12. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kuraya tabi engelli taleplerine eğitim durumlarına bakılmaksızın zihinsel engelliler de istemeleri hâlinde başvurabilir.
Demek oluyor ki; her iki yönetmelik esas alındığında, kamuya EKPSS sınavı ile memur, kamu hizmetlerinde istihdam etmek üzere 657 sayılı kanun 41. madde kapsamında ilk ve orta öğrenim düzeyindeki engellilerin kura yolu ile memurluğa alınması, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe göre, kamuya işçi alımında EKPSS puanı şartı üzerine istihdam edecek olan kurumlarca belirlenen sair şartların yerine getirenlerin işçi statüsündeki engelli istihdamı ve yine aynı yönetmelik uyarınca, engelli kamu personel sınavına yalnızca girmiş olmanın yeterli sayıldığı, ilköğretim ve daha alt eğitim düzeyindeki talepler için yalnızca EKPSS’ye girmiş olmanın yeterli olduğunu söylemek mümkün. Buna göre, kura usulüyle kamuda engelli işçi istihdamı düzenlemeleri ve EKPSS usulü ile kamu işçi alım düzenlemeleri ayrı ayrı tanzim edilmiştir.
322 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın kamu işçi alım sürecine etkisi
8/11/2018 tarihli ve 322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapan bir Cumhurbaşkanı Kararıdır.
322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları işe yerleştirilecek kişileri Kurum tarafından gönderilen listelerdeki adaylar arasında yapacağı sınav ile belirler. Sınav, yazılı veya sözlü yöntemlerinden biri veya ikisi kullanılarak, meslekî bilgi ve becerilere ilişkin konulardan yapılır.
322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca, temizlik hizmetleri, güvenlik ve koruma hizmetleri, bakım ve onarım hizmetleri için yapılacak alımlarda kura sonrası yalnızca sözlü yöntem kullanılarak sınav yapılır. Bu mülakat usulünün kamu işçi alımlarında uygulanabileceğinin göstergesidir.
Bu işçi alımlarında, farklı engel grupları içinde avantajlı ve dezavantajlı kesimlerin oluşması söz konusudur. Şöyle ki; Temizlik Bakım onarım ve güvenlik hizmetleri her engel grubunun istihdam edilebildiği sektörler olmaktan uzaktır. kimi engel grupları içinde yaygın sektörler olarak uygulamada karşımıza çıktığından, sınavsız iş edinme bakımından bu grupları diğerleri karşısında avantajlı duruma getirmektedir.
Ayrıca 322 sayılı karar, EKPS sonucunu işçi statüsü için başvuranlara, birden fazla kullanabilme imkanı tanımak suretiyle, memur istihdamı karşısında eşit olmayan bir sonuca neden olmuştur. Şöyle ki; 322 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile engelli, isterse önce işçi olarak, sonra memur tercih döneminde memur olarak işe yerleşebilir. Karar EKPSS Yönetmeliğinden sonra çıktığı ve bu konuya ilişkin düzenleme getirmediği için böyle bir hak oluşmuştur. Normal koşullarda, gerek KPSS gerekse EKPSS puanları bir kez işe yerleşimi uygun bulur.
322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca, işe alım sürecinin kamu kurum ve kuruluşlarınca Kurum tarafından gönderilen listelerin ulaşmasını müteakip yirmi gün içinde tamamlanması esastır.
322 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca, sınav gün, saat ve yeri ile sınava katılmaya hak kazanan adaylar kamu kurum ve kuruluşunun internet sitesinde duyurulur. Bu duyuru tebliğ mahiyetinde kabul edilir ve ilgililerin adresine posta yoluyla ayrıca tebligat yapılmaz.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kamuya engelli işçi alımında İŞKUR’un aday listesini oluşturduğu, ancak nihai işe alınacak kişilerin kamu kurum veya kuruluşunca yapılacak sınav/işe alım süreci sonucunda belirlendiği görülmektedir.
EKPSS ile memur alımı ve EKPSS ile işçi alımı arasındaki temel fark
EKPSS Yönetmeliği kapsamında yapılan engelli memur yerleştirmelerinde adaylar, EKPSS puanı veya kura sonucuna göre merkezi yerleştirmeye tabi tutulur. EKPSS Yönetmeliği’nin 15. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yerleştirilen ve aranan nitelikleri taşıyan adaylar başka bir sınav veya mülakat yapılmaksızın atanır.
Buna karşılık kamu kurum ve kuruluşlarına işçi alımında EKPSS puanı, aday listesinin belirlenmesinde kullanılır. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 ve 11. maddeleri uyarınca, münhasıran engelli işçi taleplerinde EKPSS sonuçlarına göre aday listesi oluşturulur. Ancak aynı Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca, işe yerleştirilecek kişileri Kurum tarafından gönderilen listelerdeki adaylar arasından kamu kurum veya kuruluşu yapacağı sınavla belirleyebilir.
Bu nedenle engelli memur alımında EKPSS/kura merkezi yerleştirme ve atama sürecinin doğrudan temelidir. Engelli işçi alımında ise EKPSS, İŞKUR tarafından kamu kurumuna gönderilecek aday listesinin belirlenmesinde kullanılır; nihai işe alma süreci Yönetmeliğin 17. maddesindeki sınav ve işe alım sürecine tabidir.
İŞ HAYATINDA ERİŞİLEBİLİRLİK
Kamu hukukunda konuyu, Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik, 2002/58 sayılı başbakanlık genelgesi düzenlerken; Özel hukuka dair hükümler ise, Korumalı İş Yerleri Hakkında yönetmelite yerini almıştır
Kamu hukukunda erişilebilirlik:
657 Sayılı kanunumuzun 53. maddesi son cümlesi içerisinde (...engellilerin görevlerini yürütmelerinde hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceğine, ilişkin ile diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir) hükmü uyarınca çıkarılan,
Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmeliği’nin 16. maddesinin birinci fıkrası hükmü şu şekildedir;
“kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini engellilerin erişilebilirliğine uygun hâle getirmek zorundadır.”
Aynı fıkra uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre ihtiyaç duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.
EKPSS Yönetmeliği’nin 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca,
“engelliler engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.”
Bu hükümler, engelli memur istihdamının yalnızca atama işlemiyle sınırlı olmadığını; atamadan sonra da kamu kurumunun erişilebilir çalışma ortamı sağlama, makul düzenleme yapma ve engelli memurun sağlık durumuna uygun işlerde çalıştırılmasını temin etme yükümlülüğünün bulunduğunu göstermektedir. Uzun yıllar aynı işlerde çalıştırılan engellilerin zaman içinde olası engel artırıcı ortamlar nedeniyle engellerinin artmış olabileceği veya iş koşullarının, buna direkt neden olabileceği sağlık kurulu raporlarıyla da her zaman ortaya konamayacağından bu husus boşlukta kalmaktadır. Örneğin, işitme güçlüğü olan engellilerin uzun yıllar santrallerde istihdamı hali hazırda hukuki görünmektedir.
03.12.2002 tarihli 2002/58 sayılı Başbakanlık Genel Tebliği 2. maddesine göre;
“Çalışma Koşulları İşyerlerinde engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak ve iş verimini artıracak araç-gerecin temin edilmesi, mekan ve çalışma koşullarına ilişkin uygun düzenlemelerin yapılması sağlanacaktır.”
5378 Sayılı Engelliler Kanunu geçici Madde 2 Uyarınca, tüm kamu binaları erişilebilirlik koşullarını getirmek zorundadır. 2005’te çıkan yasa, kamu binalarına 7 yıl süre tanımış, bir torba yasa düzenlemesi ile 8 yıla uzatılmıştı. Halen kurumların erişilebilirlik ölçütlerini layıkıyla yerine getirdiğini söylemek de maalesef mümkün değildir.
Sıklıkla görüldüğü gibi, her hangi bir caydırıcılık içermeyen düzenlemeler, uygulamada en çok ihlal edilen kurallar olarak . somutlaştığından; bu alanlardan biri olan erişim hakkı ve iş koşullarının erişilebilirliği de en çok göz ardı edilen konular içerisinde yerini almaktadır. Erişim hakkının ihmal edilmesi, bilinçli şekilde çiğnenmesi, onca çaba ve teşviklerle hedeflenen engelli bireylerin verimliliğinin yok edilmesi, doğrudan veya dolaylı temel haklarının da hiçe sayılması manasına gelmektedir. Gerek fiziksel ortamın, gerekse işin niteliği gereği kullanılan her türlü araç gereç temini, uygulama ve veb sayfalarının erişilebilirliği gibi, her türlü erişim engeli mobing karinesi sayılmalı disiplin cezası gibi yöntemlerle de caydırıcı düzenlemeler getirilmelidir.
ÖZEL HUKUK İSTİHDAMINDA ERİŞİLEBİLİRLİK:
5378 Sayılı engelliler yasası 14. madde 3. fıkra hükmü mucibince; (Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur.) iş bu özel düzenleme incelendiğinde sorumlu kurum ve kuruluşların yanı sıra, işverenlere, gerek çalışma hayatının sürekliliğinin gerektirdiği tedbirleri alma ve gerekse iş yeri fiziksel imkanlarının makul düzenlemelerle engelli çalışanların kullanımına uygun hale getirilmesi zorunluluğu getirmiştir... Bu zorunluluk, işin niteliği gereği engelli işçiye teknik imkanın sağlanmasını da kapsar.
4857 sayılı kanunun 30. maddesi uyarınca işverenler engelli işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Adalet Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir
Korumalı İş yerleri Hakkında Yönetmeliğin Engellinin çalışmasının kolaylaştırılması muhtevasını haiz 18. maddesin uyarınca; İşverenler, işyerlerini engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak ve işin engelli çalışana uygunluğunu sağlayacak şekilde hazırlamak, sağlıkları için gerekli tedbirleri almak, mesleklerinde veya mesleklerine yakın işlerde çalıştırmak, işleriyle ilgili bilgi ve yeteneklerini geliştirmek, çalışmaları için gerekli araç ve gereçleri sağlamak zorundadırlar.
Tüm bunlar göz önüne alındığında bu düzenlemelerin emrediciliğini kuvvetlendirecek engelli çalıştırmakla çalıştırmamak arasındaki farkı engelliler lehine çevirmeye kabil gerçekçi çözümlerle düzenlemek kadar önemli bir çözüm bulunmamaktadır. Erişim imkanının fiziksel ortamlar için olsun, kurumların web sayfalarının ve işin gereği olarak kullanılan uygulamalar ve sair araç ve gereçlerin erişilebilirliği için olsun engelli işçi çalıştıranlarca yerine getirilmesi sağlanmalıdır. İşverenlerce, bu tür erişim olanaklarının karşılanmamasının, bir mobbing karinesi kabul edilmesi, meslek odaları, üst kuruluşları nezdinde yapılandırılması düzenlemelerle sağlanmalıdır.
Erişilebilirlik izleme komisyonlarında kamu kurum ve kuruluşları için konuyla ilgili değerlendirme yapılırken kurumda istihdam edilen engellilerin de görüşlerine başvurulmalıdır.
İŞVERENLERE TANINMIŞ TEŞVİKLER VE CEZALAR:
İş kanunu 30. madde 6. fıkra uyarınca;
Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi engelli sigortalılar ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen korumalı işyerlerinde çalıştırılan engelli sigortalıların, aynı Kanunun 72’nci ve 73’üncü maddelerinde sayılan ve 78’inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. (Ek cümle: 31/7/2008-5797/10 md.) Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah ve oranlar üzerinden olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır. Atıfta bulunulan maddeye göre, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri ticaret ve sanayi odaları, borsalar ve birliklerine ait özel sosyal güvenlik sandıklarında çalışan engellileri de kapsamaktadır bu düzenleme.(Değişik 7.fıkra: Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek cezalar, engellilerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, engellinin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılır. Tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususlar, Türkiye İş Kurumunun koordinatörlüğünde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların ve en çok engelliyi temsil eden üst kuruluşun birer temsilcisinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Konuyu düzenleyen, ENGELLİ VE ESKİ HÜKÜMLÜ ÇALIŞTIRMAYAN İŞVERENLERDEN TAHSİL EDİLEN İDARİ PARA CEZALARINI KULLANMAYA YETKİLİ KOMİSYONA DAİR Yönetmelik, 2. maddesinde Bu Yönetmelik, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin yedinci fıkrasına istinaden oluşturulan Komisyonun kuruluş, çalışma, karar alma ve proje sonuçlarının izlenmesi ile buna esas teşkil eden engelli ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, engellilerin istihdam edilebilirliklerini artırıcı mesleki eğitim ve rehabilitasyon kursları, engellinin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, ruhsal ve zihinsel engelli bireylerin istihdam edileceği korumalı işyerleri, destekli istihdam projeleri ile engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi amaçlara yönelik projelerin hazırlanması, Komisyona sunulması, değerlendirilmesi, uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları içerdiğini belirtmektedir. cezanın iki yönlü bir niteliği vardır: Bir yandan kota yükümlülüğüne uymayan işveren bakımından **idari yaptırım**, diğer yandan tahsil edilen tutarın engelli ve eski hükümlülerin istihdamına döndürülmesi bakımından **sosyal amaçlı tahsis mekanizmasıdır**.
Bu yönetmeliğe göre, engelli kavramı Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında engelli sayılan kişileri ifade eder.
Komisyonun teşkili mezkur yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca; Türkiye İş Kurumu Genel Müdürünün başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü, en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların ve en çok engelliyi temsil eden üst kuruluşun birer temsilcisi olmak üzere bir başkan ve yedi üye ile sağlanır.
Madde sivil toplum kuruluşlarının istihdam alanları oluşturulmasında aktif rol üstlenmesine olanak sağlamaktadır. Mevzu bu yönüyle eğitim meslek edindirme alanlarını da kapsadığından ayrıca değerlendirilmeyi gerektirecek kadar derindir.
Bu yönetmelikte geçen kimi hükümler aşağıdaki gibidir:
7. maddenin 8. 9. ve 11. bentleri uyarınca:
(Komisyon, proje teklif çağrısına çıkma ve teklif edilen projeleri değerlendirme, uygulama, izleme ve denetleme için ilgili mevzuatın uygulanmasını sağlayıcı ilke kararları alabilir. İlke kararları, Komisyon kararı doğrultusunda Kurum internet sayfasında yayımlanabilir.
Komisyon, yılın ilk toplantısında, bir önceki yıl yürütülmüş projelerin sonuçlarını değerlendirerek ilgili yılın proje başvuru rehberini bu sonuçlar doğrultusunda revize edebilir ve ilgili yılda desteklenmesine öncelik verilecek projeleri belirleyebilir.)
Komisyon kararları, bu Yönetmelik, ilgili mevzuatı, Komisyon ilke kararları ve proje başvuru rehberi çerçevesinde Türkiye İş Kurum’u tarafından yerine getirilir.
MADDE 12 – (1) Kabul edilen projeler, il müdürlüğü ile yüklenici arasında sözleşme veya protokol imzalanmak suretiyle yürütülür.
(2) Bu Yönetmelik, ilgili mevzuatı, Komisyon ilke kararları, proje başvuru rehberi ve isteklinin proje başvuru formu, sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak kabul edilerek proje bu hükümler çerçevesinde uygulanır.
(3) Projeler kabul edilen bütçe ile sınırlı olarak yürütülür. Komisyonun uygun görüşü olmadan, yükleniciler tarafından hiçbir şekilde ödenek kalemleri arasında aktarma yapılamaz ve ödenek kalemleri artırılamaz. Ancak projeye ilişkin yüklenicinin kendi katkısı için bu kural geçerli değildir.
14. madde Ek fıkra 4a) Mesleki eğitim ve rehabilitasyon projelerinde, istihdam yükümlülüğünün süresi içinde hiç yerine getirilmemesi halinde kursiyerler için ödenen sigorta primleri ve kursiyer zaruri giderleri hariç, yükleniciye yapılan KDV dahil tüm giderler yasal faizi ile birlikte yükleniciden geri alınır. İstihdam yükümlülüğünün süresi içinde eksik gerçekleştirilmesi halinde ise kursiyerler için ödenen sigorta primleri ve kursiyer zaruri giderleri hariç, yükleniciye yapılan KDV dahil tüm giderlerin, istihdam edilmesi gereken kursiyer sayısına bölünmesi ile bulunan kişi başı ortalama maliyetin istihdam edilmeyen kursiyer sayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutar, yasal faizi ile birlikte yükleniciden geri alınır.
b) Engellinin istihdamını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler, destekli istihdam projeleri ile engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanmasına yönelik projelerde istihdam yükümlülüğünün süresi içinde hiç yerine getirilmemesi halinde yükleniciye yapılan KDV dahil tüm giderler, yasal faizi ile birlikte yükleniciden geri alınır. İstihdam yükümlülüğünün süresi içinde eksik gerçekleştirilmesi halinde ise yükleniciye yapılan KDV dahil tüm giderlerin, istihdam edilmesi gereken engelli sayısına bölünmesi ile bulunan kişi başı ortalama maliyetin istihdam edilmeyen engelli sayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutar, yasal faizi ile birlikte yükleniciden geri alınır.
Madde 14 ek 5. Fıkra (7. ve 8. bentler) Yönetim Kurulunca belirlenen miktar kadar Türkiye İş Kurumu tarafından kursiyerlere zaruri gider ödemesi yapılır.
Kursiyerlere ilişkin sigorta primleri ilgili mevzuatı doğrultusunda Türkiye İş Kurum tarafından ödenir.
Başka bir düzenleme de korumalı işyerlerinde engelli istihdam eden işverenler içindir.
Korumalı İşyerlerinde Çalışan Engellilerin Ücretlerine Karşılık İşverene Yapılacak Ödeme Hakkında Yönetmelik
MADDE 7 - (1) 9/1/2014 Tarihli ve 28877 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Engelli ve Eski Hükümlü Çalıştırmayan İşverenlerden Tahsil Edilen İdari Para Cezalarını Kullanmaya Yetkili Komisyona Dair Yönetmeliğe göre kurulan komisyon tarafından sağlanan korumalı işyerleri hibe desteğinden faydalanan işyerleri, bu yönetmelik kapsamındaki ücret desteğinden eş zamanlı olarak faydalanamaz.
MADDE 5 -(1) Korumalı İşyerlerinde çalıştırılan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engellilere işverenlerince zamanında ödenmiş olan ücretlerinin;
A) Korumalı işyerlerinde çalışan her engelli için 1/7/1976 Tarihli ve 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2’NCİ Maddesinin BİRİNCİ Fıkrasının (A) Bendi gereğince ödenen aylık tutarı kadarı,
B) 29/1/2004 Tarihli ve 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2’NCİ Maddesi kapsamındaki illerde kurulmuş bulunan korumalı işyerlerinde çalışan her engelli için ilaveten (A) Bendi ile belirlenen tutarın yüzde yirmisi,
C) Korumalı işyeri statüsü almak için ilgili mevzuatla çalıştırılması zorunlu olan sayıdan daha fazla engelli çalıştıran işyerlerinde, zorunlu sayının üstünde çalıştırılan her engelli için ilaveten (A) Bendi ile belirlenen tutarın yüzde yirmisi,
bu ücretlere ilişkin yasal yükümlülüklerin de tam ve zamanında karşılanmış olması kaydıyla, bakanlık tarafından işverene ödenir.
Madde 6 - (1) Bu kapsamda işveren tarafından;
A) Sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin belge,
B) Vergi borcu olmadığına dair belge,
C) İşverenlerin çalıştırdıkları engellilerin ücretlerini tam ve zamanında ödediklerini kanıtlayıcı belge,
Ç) Tam ve eksiksiz olarak doldurulmuş korumalı işyeri formu (Yönetmelik ekinde yer alan Ek-1 form), ile birlikte il müdürlüğüne başvurulması halinde iade işlemleri başlar.
Yurt içinde işçi çalıştırma Hizmetleri hakkında yönetmeliği madde 21 ikinci fıkraya göre ise;
4857 sayılı İş Kanununun 101 inci maddesinde belirtilen idari para cezası, aynı Kanunun 108 inci maddesi gereğince, işyerinin bulunduğu yerdeki Kurum İl Müdürü tarafından doğrudan verilir.
Kurum tarafından, kamu ve özel kesim işyerlerinden iş ve işgücü konularında bilgi istenildiğinde, belirtilen süre içinde bilgi verilmesi zorunludur. Bu bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket eden özel kesim işyerlerine 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince idari para cezası verilir. Toplanan bilgiler, Kurum hizmetlerinden başka amaçla kullanılamaz.
12 Temmuz 2025’teki yönetmelik değişikliklerinden biri, destekli istihdam projesinin açıkça hibe desteği verilen proje türleri arasına alınmasıdır. İŞKUR, bu değişikliğin özellikle otizmli, Down sendromlu, serebral palsili bireyler ile özel gereksinimi olan zihinsel ve ruhsal engelli bireylerin işyerlerinde desteklenerek istihdam edilmesini hedeflediğini açıklamıştır. Bir başka değişiklik de, yılda iki kez ve illerdeki komisyonlarca değerlendirilen projeler, yönetmelik değişikliğinden sonra yılda 6 kez, yani iki ayda bir ve merkezi komisyonca değerlendirilmesidir. Bu da işleyişin hızlandırılması olarak nitelendirilmiştir. İl komisyonları proje yürütücüsü olarak içeriği vasıflandırılmıştır. Bunu da yukarıda izah etmiştik.
Projeler şu türleri kapsayabilir.
Engelli ve eski hükümlülerin kendi işini kurma projeleri
Mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon projeleri
Destek teknolojileri projeleri
İşe yerleştirme, işe ve işyerine uyum projeleri
Korumalı işyeri projeleri
ÖZLÜK HAKLARI VE SOSYAL HAKLAR YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Devlet Memurları Kanunu başlıca şu haklara ilişkin düzenlemeler getirmiştir;
72. madde ek fıkra uyarınca,(Ek fıkra: 6/2/2014 - 6518/10 MD.) İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır. Bu düzenleme açısından, uygulama kurumdan kuruma farklılık arz etmektedir.
6111 Sayılı kanunla eklenen 101. madde hükmü mucibince,
Ancak engelliler için; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yönetici, taşrada mülki amirlerce farklı belirlenebilir.
Ek madde 2. Fıkrası uyarınca, (Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.)
Madde 104 ilgili hükümler şu şekildedir;
Memurlara; en az yüzde 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar mazeret izni verilir.
Çocuğun engelli doğması veya doğumdan sonraki on iki ay içinde çocuğun engellilik durumunun tespiti hâllerinde günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışma, on iki ay boyunca uygulanır.
Hüküm, ana dışındaki diğer bakım verenleri kapsamaması bakımından, daha zor durumlarda çalışanların bu haktan yararlanamaması anlamına geldiğinden; bu haliyle amacına aykırılık teşkil etmektedir.
16 Ağustos 2014 tarihli Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Değişikliği EK MADDE 3 ile,( ilgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.
Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.
Not: 2018 Yılında bir kez yararlanır kuralı bozulmuştur. Birden fazla yararlanmanın önü açılmıştır.
Danıştay 2. Dairesi
Esas No: 2016/9697
Karar No: 2018/1891
Karar Tarihi: 21/03/2018
Bu kararla, Ek Madde 3’te yer alan “bir defadan fazla” ibaresi iptal edilmiştir. Danıştay kararında dava konusu ibareler arasında özellikle “bir defadan fazla” ibaresi sayılmış; kararın hüküm bölümünde de Ek Madde 3’teki “bir defadan fazla” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
Memurun kendisinin veya birlikte yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır.) hükmü getirilmiştir.
Buna göre, 657 Sayılı Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte engelli memurun istediğinde, bir kereye mahsus olmak ve kendisi için %40 eşi, birinci dereceye kadar kan hısımlarından (alt soy üst soy) bakmakla yükümlü olduğu kişiler için ağır engelli olmak üzere yer değişikliği ve tayin hakkını kabul eder. Engel durumunun tedavisi amacıyla talep edilen yer değişikliklerinde, engelli memurun bu amacına uygun yerlere tayininin yapılması şartını da getirmiştir. Tedavi amacıyla yer değiştirme talepleri yalnızca, bakmakla yükümlü olunan çocuklar ile, eşi ve kendisi için geçerlidir..
657 sayılı Kanunun 74. maddesinde belirtilen “Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.”
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına ilişkin Yönetmeliğin 13. Maddesinde ise devlet memurlarının ailesinden ya da bakmakla yükümlü olduğu kişilerden birinin sağlık problemleri olması halinde memur alacağı sağlık kurulu raporu ile, yer değiştirme talebinde bulunabilmektedir.
İlgili kanun son olarak, 206. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile çocuklar için sosyal nitelikteki ödeneği düzenlemiştir. Buna göre, çalışamayacak derecede malullükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenlere, çocuklar için ödenen aile yardımı ödeneği devam eder.
2002/58 Sayılı genelge ile getirilen idari izne dair düzenlemede (3. İdari İzin Hakları Ulusal düzeyde kabul edilen 10-16 Mayıs Sakatlar Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde, kamuda görev yapan tüm engelliler idari izinli sayılacaktır. Ayrıca, engelli federasyon ve konfederasyon yöneticileri de idari izinli sayılacaktır.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde, aynı bölgedeki kamu görevlisi engelliler, ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan belirlenen tatil süresince idari izinli sayılacaktır.)
hükümleri yer almaktadır.
İş kanunu ile TANZİM EDİLEN engelli işçilerin haklarına ilişkin düzenlemeler
4857 Sayılı İş Kanunu, 5. maddesiyle İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. hükmüyle, Anayasamıza ve hukuk ilkelerimize paralellik gösteren fırsat eşitliğine dayalı engellilerin iş hayatına tam ve eşit katılımını destekleyen ana bakışını ortaya koymuştur.
İlerleyen maddelerde izin haklarına dair şu düzenlemeleri getirmiştir.
74. Madde ek fıkra hükmü, doğum sonrası analık hâli izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla ve çocuğun hayatta olması kaydıyla kadın işçiye istemesi hâlinde birinci doğumda altmış gün, ikinci doğumda yüz yirmi gün, sonraki doğumlarda ise yüz seksen gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar verilen ücretsiz izin, Çocuğun engelli doğması hâlinde üç yüz altmış gün olarak uygulanır
Yani Analık izni akabinde yarı zamanlı çalışma hakkı, çocuğun engelli olması halinde 12 ay uzar.
Hüküm, ana dışındaki diğer bakım verenleri ve hısımları kapsamaması bakımından, daha zor durumlarda çalışanların bu haktan yararlanamaması anlamına geldiğinden; bu haliyle amacına aykırılık teşkil etmektedir.
Ek madde 2 2. Fıkra mazeret izni
İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir. Hüküüm, memurlar için öngörülen benzer hükümden farklı olarak; işçiler için, çocuğun eşinin engelli olması durumunu kapsamamaktadır.
Görülüyor ki, memur ve işçi statüsünde çalışan engellilere izin hakları hususunda benzer düzenlemeler getirilmiştir.
Sonuç
Yukarıda izaha çalıştığımız mevzuat hükümleri de göstermektedir ki; engellilerin işe girerken, işyerinde çalışırken, ve işten ayrıldığında hakları söz konusudur. Ayrıca, işyeri açma, destek kredilerinden yararlanma, hibe desteklerinden yararlanma gibi teşvik edici hakları da mevcuttur. Ancak, son yıllarda yapılan mevzuat düzenlemeleri ile birlikte kotaları, kapsamları, ve içerikleri farklı olmakla beraber engelliler yanında eski hükümlüler ve malulen engelli olmayacak şekilde yaralanan gazilere de haklar tanınmıştır. Bu konuya ilişkin hukuki ayrıntıları yukarıda detaylandırdık.
İşverene de düşen yükümlülükleri, engellinin çalışmasını kolaylaştırıcı tedbirleri de dayanak noktalarıyla birlikte vurguladık.
İş sağlığı ve güvenliği Kanunu kapsamında da kısaca şu noktaları belirtmekte fayda var.
6331 sayılı Kanun’un 10. maddesi risk değerlendirmesinde engelli çalışanlar gibi özel politika gerektiren grupların durumunun dikkate alınmasını açıkça emreder; aynı Kanun’un 13. maddesi ciddi ve yakın tehlike hâlinde çalışmaktan kaçınma hakkını, 15. maddesi sağlık gözetimini, 17. maddesi eğitim hakkını ve 18. maddesi çalışanların görüşlerinin alınmasını düzenler.
Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimi Yönetmeliği’nin 7. maddesi, engelli çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplara özellikleri dikkate alınarak eğitim verilmesini öngörür; eğitim maliyeti çalışana yüklenemez ve eğitimde geçen süre çalışma süresinden sayılır.
İşyeri Hekimi Yönetmeliği’nin 9. maddesi, işyeri hekiminin malul ve engelliler gibi özel politika gerektiren grupları yakın takip ve koruma altına almasını, bilgilendirmesini, risk değerlendirmesinde özel olarak dikkate almasını ve uygun işe yerleştirme için sağlık muayenesi yaparak rapor düzenlemesini öngörür.
İşyerlerinde Acil Durumlar Yönetmeliği’nin 10. maddesi, engelli çalışanlara tahliye sırasında refakat edilmesi için tedbir alınmasını zorunlu kılar.
Yurtiçinde İşe Yerleştirme Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in 18. maddesi işyerlerinin engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde hazırlanmasını, gerekli araç-gerecin sağlanmasını ve sağlık tedbirlerinin alınmasını öngörür; 19. maddesi ise engelli işçilerin yer altı ve su altı işlerinde ve sağlık raporunda çalıştırılamayacağı belirtilen işlerde çalıştırılamayacağını düzenler.
Önemli hususlardan biri de mevzuat açısından yeterli düzenlemelerimiz varken, uygulama alanında çıkan aksaklıkların giderilmesi bakımından eksikliklerimiz söz konusudur. Örneğin, işveren engelli açığı ortaya çıktıktan sonra 5 gün içinde İŞKUR’dan talepte bulunmak zorundadır. Ancak gerekli zaman içinde açık kapatılmadığı vakit ödenen ceza paraları caydırıcı olmaktan uzaktır. 2026 Yılı için 37748 TL olduğunu vurgulayalım. İşyerinde gerekli erişilebilirlik koşullarının sağlanmasına ilişkin maliyet, asgari ücret ve engellinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi konuların oluşturacağı maliyet bu ücretin çok daha üstünde çıkabilir. Bu nedenle asgari ücrete yakın bir ücretin caydırıcı olmadığını düşünmekteyiz. Örneğin, 5510 Sayılı yasanın 102. MADDESİ uyarınca, sigortasız işçi çalıştırmanın cezası hem brüt ücretin katları biçiminde uygulanır hem de tekrarları halinde ceza oranları artırılır..
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi kamu sektöründe çalıştırılacak engelli kadrolarının hesaplamalarında yurtdışı kadrolar hariç tutulmaktadır. Bunun da kota kapsamında dikkat çekici bir detay olduğu açıktır.. Yine, engellilerin yer altı ve su altı gibi işlerde ana hizmete yardımcı hizmet verebilecekleri düşünüldüğünde, bu sektörlerde de istihdamlarının kabul edilebileceği fikrindeyiz.
Erişilebilirlik kriterlerine sahip olmayan iş yerleri ve iş koşullarının olduğu durumların, engelli çalışanlar lehine mobing karinesi sayılmasını önemsiyoruz.
Bilindiği gibi son mevzuat değişiklikleri, sağlık kurulu yönetmeliğinde ve diğer mevzuat düzenlemelerimizde de kapsam genişlemeleri getirmiştir. Eskiden işitme engelli, ortopedik engelli, görme engelli, zihinsel ve ruhsal yetersizliği olanlar şeklinde kısmen daha dar sağlık nitelemeleri mevcutken, son değişikliklerden sonra tüm sağlık kayıpları ve hastalıklar da bu kapsama alınmıştır. Bu nedenle yukarıda belirttiğimiz engelli çalıştırma kotalarının yeniden gözden geçirilmesinin uygun olduğunu düşünmekteyiz.
Engellilerin istihdam alanında üretken olması; toplum dayanışması, mevzuatımızın uygulanabilirliğinin artması bakımından mühimdir. Ayrıca, engellilerin farklı özelliklerinin de üretim sahalarına farklı çalışma metotları ve yenilikleri getireceğini vurgulamak isteriz.
22.06.2026